Kapitalist bir düzen… Ye, iç, çalış, faturaları öde, uyu, kalk böyle devam et sonra öl. Normal gibi gözüken evrelerin aşamaları nasıl acaba? Gerçekte kimiz? Bizi biz yapmayan hayatı anlayalım…

Hiç kimse tabiatından ötürü küçücük hayatı boyunca maden işçisi, frezeci, ayakkabı boyacısı ya da tramvay kondüktörü olmaya önceden hazırlanmış değildir. Gerçekte tüm insanların içinde, farklı birkaç faaliyette bulunma isteği yatar. Bunu kavramak için işçilerin boş zamanlarında yaptıklarına bakmak yeterlidir. Sosyalist toplumda herkesin farklı yetenekleri hayatı boyunca topluma ve kendisine faydalı bir çok işle uğraşmasına olanak verecektir. Çalışma; “kaçınılan zorlanmış bir eylem” olmaktan çıkıp sadece kişiliğin gerçekleşmesi haline gelecektir ve böylece insan kelimenin tam anlamıyla gerçekten özgür olabilir.

Nasıl olsa sosyalizm bir hayal olmaktan öteye geçemeyecek, sosyalist bir toplum hayali kurmaya şöyle dursun bulunduğumuz coğrafyadaki yaşantımıza bir bakalım:
Elhamdülillah Müslümanız diyen çoğunlukta bir ülkeyiz. (İslam Pew Araştırma Kuruluşu’nun yayımladığı 2012 yılı raporuna göre Türkiye nüfusunun %98’i Müslüman‘dır. Ipsos’un 2016 tarihli anketine göre ise Türkiye‘deki Müslümanlar nüfusun %82’sini oluşturmaktadır.)

Müslim kesimlerin ve sosyalistlerin ortak yanları yok mu? Adem oğlu aynı zamanda sosyalist olamaz mı?

Felsefecilerin ve islam felsefecilerinin zaman zaman tartıştığı noktalardan birisi de Sosyalizm ve Müslümanlık arasındaki farklardır. Farklar cümlesinin tam zıttı benzerlikleri de denebilir aslında…

Zaman çizelgemizi irdelediğimizde;

Yazının devamı gelecektir.